göründü rüyası çizildi yolu
baktı avuç içine sığmadı ellerine, dünya
güneş gölge oldu kendisine
parlamak sonra kurumak gerekir kuyuda
ıslaklığında yakmak bir kandili
kandil olup yanmak
yada kandilinde yakılacak bir şey
yada ateşte ıslanmak yangın yürekte
fitili düşene kadar düşlere...
"ey erenler müsade buyurun misafiriniz olayım
basarken sizin topraklarınıza"
saldı deli yürek şehir içindeki ölüme kendini
pustu sustu oturdu kuyumcunun önünde
hey/hat işte geliyor olmayan padişah
tuttu dizginlerini sordu sorusunu..
"sen kimsin?"
Aşk başladı sokak ortasında sesler yankılandı kimse duymadı
Aşktan içeri yaradan gereği.
Suskunluk konuştu geceleri
katıksız lokmasız suskunluğu yediler
geldi üçler beşler yediler eğildiler
kamıştan çıktı ilk ses ayrılık sesi gibi derin
suskunluğundaki nefesin derinliği yankılandı
su kamışı büyüttü güneş kendini kuruttu bilerek
düşerken ateş yüreğe
kuyudaki su ateş oldu...
sularken kırmızı gülleri kanadı
ay ağladı gül kızardı
şarap gibi
kimyasında...
Ve
Aşk Islaklığın
daki Yanmayı gösterdi
biri söyledi ŞEMS gibi...
tamamlandı sudaki
aşk çizgisinde kendisini....
ETME BENİ TERK ETME dedi
yanarsak beraber yanalım
ya sen su olma
ya ben ateş.....
AŞK ISLAKLIĞINDA YANARKEN ÖLMEKTİR TEK ŞAHİDİ YÜREKTİ İKİ KİŞİLİK OLAN....