Yıldızlı lalezârlar hayal ürünü dolmuş
Lokmanruhlu bir mağaradır şimdi ayevi
Pişirilen aşlar soğuk gümüşlerle solmuş
Bâd-ı sabâ uyandırmış
aşk denilen devi
Tebessüme aldırmaz hasta mahkum yatağı
Oylumlu bir mesafe koymuş nezir şarkılar
Açık mor rengine dönmüş gemi barınağı
Hicaplı arklar reylerine içten bağlılar
Yürek üzerinde ödünç bir vücut ısısı
Ölümsüz bengisuya ulaşmak lazım artık
Demiri andırıyor gıdasının yarısı
Zeka oyunlarının poşeti bile yırtık
Bir gün haciz geliyor kapıya canlı canlı
Yarasını da saramıyor barınağının
Konuğunu iyi ağarlıyor anlı şanlı
En ak parçası oluyor mahkum yatağının…
(Ağustos -2009-ATAKUM)