"Acele etmeden dolduruyorum çekmecelerimi, yavaşça
Ben sana hazırlık yapıyorum sevgilim, sadece sana..."
Martılar dans ediyor kayıkların üzerinde, en büyük sevdalıları onlar gibi çığlık çığlığa... Denizin ortasındaki o kayıklar gibi durdum tam ortanda: kalabalık akıyor gidiyor iki yanımdan!
Yalnızlığımın şehri...
Sende erittim tüm kalabalığı, seninle baş başa...
Bir çekmece ayırdım kendime, ne varsa sana dair, içinde: kargaşa, hüzün, tutku,
aşk!..
Bu ne
aşk! Bir yanım Boğaz, bir yanım İstiklal... Birini biraz fazla sevsem öbürü olur lal!
Bir keman sesi uzaklardan: İstanbul'um, sevgilim! Sen benim, ben senin..
En coşkulu, en tutkulu: sen tutkularımın esiri, ben senin esirin!
"...Sözü bitince sarıldı kız, sıkıca, İstanbul'a sarılır gibi. Şimdi deniz ve parfüm kokusu doldu burnuna. Dudaklarına uzandı çocuğun İstanbul'u öper gibi öptü: özlemle, hasretle, burnunun direkleri sızlayarak..."
Tam ortandayım yine bak. O kayıklar gibi sıralı, renkli, yalnız... Kalabalık akıyor gidiyor iki yanımdan!
Yalnızlığımın şehri...
Sana benzettim tüm sevgilileri!
Seni aradım: kargaşa, hüzün, tutku,
aşk!..
Bir yanın genç, bir yanın yaşlı...
Bir yanın hep çocuk, bir yanın hep kaçak...
Ne zaman çevirsem başımı pencereden sana, yaşlı gözlerin buruk tebessümün kucağında!
Anne şefkatiyle sarılan sa...
...