Bir varmış kızıl varmış
bir yokmuş
aşk-ı perişan varmış
kızıl ile
aşk-ı perişan kan yağan bir sokakta buluşmuşlar
kızıl tüm kötülüklerin karşısında oldukça iyiymiş,
kan yağan sokakta, kan altında
zehirli elma vermiş
aşk-perişana,
aşk-ı perişan uyumuş,
uyumasıyla birlikte, kızıl sökmüş-almış,
üç parçaya ayırmış
her birini kelepçelemiş, kırmızı sepetine koymuş " kalbini",
biri hüzün olmuş, biri umut biri de
aşk olmuş,
birini bir otobüs bagajına ( umut )
birini kan yağan sokağa (
aşk )
birini bir otel odasına ( hüzün ) koymuş.
Ve kızıl çekmiş, gitmiş.
Kan yağan sokağa bir gün güneş doğmuş,
uyanmış
aşk-ı perişan.
kızılın aklında kalan suretini getirmiş aklına,
kalbi hiç ağrımamış ( oysa ki ağrıması lazımmış )
elini koymuş göğsüne kalbi yokmuş,
gözleri kan ağlamış, kalbim nerede diye.
Kan yağan sokağa geri dönmüş,
orada bulmuş
aşk parçasını,
almış avucunun içine sımsıkı tutmuş, incitmeden!!!
hüzünü de bulmuş, hüzün kelepçeden kurtulmuş,
aşk-ı perişanı kendisi bulmuş.
Umut ise çoktan gitmiş,
kan yağan sokağı da bırakmış, hüznün otel odasını da...
bir varmış hiç yokmuş.
Kızıl ile
aşk-ı perişan varmış.