bir gece yarısı yağmuru bırakıp
torbadan düşenleri saydım
esriktim bilesiniz
hoş bir halde sallanan
sokak lambalarını patlattım
karanlık bir eşkıya gibi kokusu
saldırdı üzerime saçlarının
gece ve rüzgarın sesi
korkunç iklimler yarattı aklımda
başucuma sevdalanmış buldum
kaldırımda bir köpeği
artık açılmasın çaldığım kapılar
bir daha bir daha
aşk olmasın ne çıkar
anladım ki bu dünyada sevda
bir mağaranın önünde gizli
kırk haraminin işiymiş meğer
meğer sağaltamadığımız
yaralarımıza tuz basarmış edipler
kapı önlerinde inceden
karıncalara basmadan yürürmüş şiir
filler gelirken ardından
semada dua ordusunun
aksıyordu ayağım siyatikten
zordu peşinden atılan her adım
biraz ayrılıktan muzdarip
biraz şairlerden soğumuş
kadınlar sevdim hep
aşkı bekleyenlerin düşüne girdim
bazen hatırı kaldı telvelerde kahvelerin
kuruyan dudak kenarında
nazenin benler gördüm
kimi sevsem dürüst o hercai bendim
uykumdan uyanana kadar