Karanlığın
Aydınlığa tutkun saatleri
Kalbime vurunca
Ansızın anılar sarılır düşlerime.
Yaman bir susku böler
Yağmurun sırılsıklam düşer ey yar
Benliğim sürgünlere durdu
Özlem yüklendikçe mesafelere
Suskunluktan kavrulur,
Sorgularla titreyen her hece.
Ağıtlarımın yankısı
Gömülür derin kuyulara,duyulmaz
Kime sığınsın en harlı ateşim
Dilim yanar sözlerim ölür,
Sevdanın en ölümsüz şiirine
Köze,durur...
İki ayrı mevsimden dolar
Ruhumuza
aşkın nefesi.
İki ayrı yürekte tamlanır
aşk,
Sözlerimin fırtınasından kaçacaksan,
Habersiz gitme,
Ayaklarına çakıl taşları dolanır
Sözlerimi şimdilik askıda bekliyor
İsimsiz şiirlerimizi yırtmadan,
Sakla beni kalbinin sarayında...
Aradığımız sıcaklıkta
Hüzün taşırken.
Aşk kayıtsız bir içlenmedir yar.
Şimdi kim bilir nerdesin?
Tükenmiş bir zaman saatinin tiktakları
Çarpıyor göğsümün duvarına
Al al hadi yıpranmışlığımı
Şimdi tek derman nefesinin sıcaklığı
Aşkın kollarında ağlıyor yalnızlığım
Kilometreleri kırıyor ruhumun balyozu
Duymuyormusun.
Sevdanın hüznünü sırtlan da gel odama
O an isterse yüzün yüzüme değmesin
Çapraz ateşlere salsan da yüreğimi
Sen çıkarsın bütün yollarda.
Seni sevmenin sığ saçaklarında
seni bekleyen kaçak olurum.
Nebahat Erkan
01-02-2010-Pazartesi